Tekrar İnsanlığa Dönebiliriz

Tekrar İnsanlığa Dönebiliriz

Tekrar İnsanlığa Dönebiliriz

Yazan : Sinem Çetin
Bir Pazar sabahı, akşamdan kalma alkolün hala kanımdan sıyrılmadığı noktada sarhoşluğun o en pis halini yaşıyorum.

Saat sabah 10:30, hava rüzgarlı, kahvaltı etmek için açık bahçesi olan bir yere gidiyorum.  Herkes ailesiyle keyifli Pazar sabahı kahvaltılarını yapıyor. Arkam tümüne dönük, bir yandan üşüyüp, bir yandan nane limonla ayılmaya çalışıyorum. Arkamda bir ses var. Tınısına uymayan bir tarzda kuruyor cümleleri. Anlam vermekte zorlanıyorum. Başımı çevirmeden dinliyorum sözcükleri. Sözcükler cümle oluyor, cümleler hikaye…

Sonradan adının Efe olduğunu işittiğim minik bir çocuk var, bir de Efe’nin babası. Efe’ye bahçede bulunan minik cücelerin hikayesini anlatıyor. Yemeğini yersen kurbağaları kovalarız Efe olur mu? Diyor. Efe inatçı. Şimdi kovalayalım diye tutturuyor. Yüzünü göremediğim için yaşını tahmin edemediğim baba, Efe gibi konuşuyor. Küsüyor Efe’ye. Efe büyüyor, baba küçülüyor. Aralarındaki diyaloğu şaşkın bir halde oturduğum yerden dinliyorum. Efe ikna olup kahvaltısını etmek için annesinin yanına gidiyor.

Sonra aklıma diğerleri geliyor. Diğer Efe’ler, Ayşe’ler, Mehmet’ler…

Babasını hiç tanımamış, ailesini bilmeden büyümüş, belki de hiç çocuk olamamış minicik bedenler.
Hep hikayelerde dinlediğimiz,  okuluna gitmek için kilometrelerce karlı yolları aşmak zorunda olan uzak yerlerin çocukları.

Henüz gözlerini dünyaya açalı birkaç gün olmadan, annesinin kırmızı bayrağa sarılı bir tabutun yanında dik durmaya çalıştığı başka çocuklar.

Vücutlarında türetilen şiddet izleriyle büyümek zorunda bırakılan, ruhları ezilmiş, terk edilmiş diğerleri.
Bende büyümüştüm. Efe kadar şansı olarak, Efe kadar şanssız… Çünkü hikayelerden ibaret sandığım hayatlara çok uzaktım.

Hiç silgim olmadığı için ağlamadım, üşümedim, korkmadım… Çoğumuz gibi yaşamadığımız hayatlara uzak ve duyarsız aldım nefeslerimi.

Şimdi hayat; o görmediğimiz hikayeleri, her an gelip gözümüze, beynimize, kalbimize sokuyor. Baktığım her yerde onları görüyorum. İnsan olmanın, bir diğerini insan gibi yaşamaya ortak etmesinden geçtiğini anlıyorum artık. Ben ne yapabilirim ki diye sarf ettiğim cümlelerin ne kadar da gerçeklikten uzak olduğunu, tek bir kurşun kalemin, bir hayatı nasıl değiştirebileceğini biliyorum.

Bizim kirletilen dünyamızda, mutlu olmak için tonla para döküp sahip olduğumuz şeylerin bir işe yaramadığını görüp, bir fincan kahveye harcadığımız parayla, belki de hiç gülümsemediğimiz kadar içten gülümseyen bir yüze neden olabileceğimizi bilmek…

Hepimiz bir şeyler yapabiliriz!

Onlarca kıyafetlerimizden birkaçı, köşelere attığımız kullanmadığımız kalemler, silgiler, eski oyuncaklarımız, bir kalıp sabun, bir çorap, bir paket jelibon….herşey…Herşey bir gülümsemeye, bir hayatı değiştirmeye sebep olabilir.

İnsan olduğumuzu kendimize kanıtlamamızın vakti geldi!

Herkesten önce kendimize bir iyilik yapalım ve birini mutlu etmenin sağladığı hazzı armağan edelim ruhumuza.

Sizde onlara yardım eli uzatabilirsiniz!Bir tık uzakta!

Sinem Çetin

Aklınıza takılan soruları Çiçeği Burnunda AskMen Türkiye Yazarımıza sorabilirsiniz!

This e-mail address is being protected from spambots, you need JavaScript enabled to view it
 
Askmen Türkiye’yi Takip et!

YORUM

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.
   

Çok Okunanlar

Ukraynalı Barbie
Zuckerberg'e Göğüslü Rakip
Pornoculardan İnternet Devine Dava
Seks Gibi
Casus Foto: Porsche Macan
Seksin Yolu Karanlık
Japonlardan Yapay Kalça
İnsanın En Sadık Dostu Peşinde
Süt İç Zayıfla
Metroda Kız Nasıl Tavlanır?
  

Anket

  • Türkiye'de sizce gazeteciler özgür mü?